"Bundan 7 sene önce annemi kaybettik. Cuma günü idi, annem rüya görmüş. Yıkanmak istediğini söyledi. ‘Ben gökyüzünde mutlu olacağım’ derdi. Pazar günü annemi kaybettik, onu bu dağlara gömdük." dedi Ahmed Atlas dağlarını işaret ederek.


7 yaşından beri Atlas dağları eteklerinde tur rehberliği yapıyor. Burada doğmuş, büyümüş. 'Çöl Tilkisi' diyor kendine. Atlas dağlarını ve Sahra'yı avucunun içi gibi biliyor. Ahmed'in düzenli bir maaşı yok. Turist grupları geldikçe kendisine telefon geliyor. O da çıkıp grupları gezdiriyor ve ücretini tur başına alıyor. Bir de bahşişler var tabii.


Ahmed berberi (Amazigh) halkından. Arap istilasına direnen halkın bir kısmı hala dağlarda çadırlarda ve mağaralarda göçebe yaşamaya devam ediyor. Bazıları bu şekilde dillerine ve kültürlerine sahip çıkmış olsa da bir çoğu şehre yerleşmiş, dillerini ve kültürlerini yitirmiş durumda.


"Biz ölülerimizi dağlara gömeriz. İnsan sanıyor ki ölmeyecek. Topraktan geldik, ona döneceğiz. Doğaya saygı duymalıyız. Kapitalizm doğayı düşünmeden tahrip ediyor. Oysa onun sahibi değiliz biz."


Ahmed üç kız kardeşi, erkek kardeşi ve yaşlı babası ile yaşıyor. Göçebe olarak yaşamasalar da Berberi dili ve kültürünü koruyanlardan.


"Aile her şeydir. Özellikle annenin yokluğu çok zor. Anne gittiği zaman o boşluk kalıyor orada. Kaç yaşında olursan ol, buna alışmak çok zor. Ama ben annemi hala hissederim. O hep bizimle, burada." 


"Diyorlar ki 'para, para, para'. Zenginlik para ile olmaz. İnsanın zihninin zengin olması lazım. Gönlü zengin olmalı. Her gün biraz daha ölüyoruz. Ben her gece yatmadan önce kalbimi temizler öyle yatarım. Asla bilemezsin yarın ne olacağını." diyor ve ekliyor:
"Asla yalnız yeme. Olmayanla paylaşmadıktan sonra sendekinin anlamı yok. 'give to give' (vermeye karşılık vermek) karma! Sen olmayana ver, o sana geri gelecek!"

© 2018 by Sinem Taş