‘’Adada yaşadığım en ilginç şey bir gün ormanda yürüyüşe çıktığımda hissettiğim tuhaf histi. Ağaçların arasında yürürken yalnız değildim. Ormanın ruhu orada benimleydi.’’


Jaume 30 yaşında. Barselonalı, genç bir yazar. Aynı zamanda şehirdeki kültürel etkinliklerin organizasyonunu yapıyor. 
‘’Kitabı yazmaya karar verdiğimde tüm şartlar buna uygundu. Mezun olduğum okuldaki yüksek lisans hocam da bu konuda destekledi çünkü seyahat eden gençlerin yazdığı bir kitap yayımlamak istiyordu. Bana ‘gittiğin yerin hikayesini bul ve onu yaz’ dedi. Kitabı basacak yayımcı da vardı. ’’


‘’Daha önce Kanada’da bulunmuştum. Ülkede çok sayıda yerli halk olduğunu biliyordum. Ama araştırma yaparken daha önce adını hiç duymadığım bir ada dikkatimi çekti. Pasifiğin kuzeyindeki ‘Haida Gwaii’ adındaki adayı neredeyse kimse duymamıştı. Kanada’da yaşayanlar bile... Bu adada yaşayan yerliler ve kültürlerini yazmaya karar verdim. Adaya giderek kitabın üzerine çalışmaya başladım. Üç ay gibi uzun bir süre yayımcıdan ses çıkmayınca iletişime geçtim. Telefonda bana kitabı basamayacağını söylüyordu. ‘’O adanın kültürü çok bilinen bir konu değil. O yüzden çok satmayacağını düşünüyoruz.’’ dedi. Üzüldüm çünkü farklı kültürleri tanıtmak ve seyahat eden gençlere alan yaratmak isteyen bir yayımevi de olsa ticari düşünüyordu. Evet, kitap ‘en çok satanlar’a girmeyecekti ama yine de birileri alıp okuyacaktı ve oradaki insanlar hakkında bilgi edineceklerdi.


Yine de kendim için yazmaya devam ettim. Araştırmamı yaptım ve o insanların arasında yaşadım. Onlardan çok şey öğrendim. Adanın yerlilerine göre her şeyde denge kurmak gerektir. Doğayla iç içe yaşıyorlar ve doğadan aldıklarını ona geri vermeleri gerektiğine inanıyorlar. Mitolojilerindeki öğreti de onlara bunu öğütlüyor. Denizden gelen bir Kuzgun’un adayı yarattığına dair efsaneleri var. Kuzgun insanın kendisinin karmaşık bir yansıması. Dönüştürücü, değiştirici etkisi sebebiyle hileci olarak tanımlanan Kuzgun aynı zamanda yaratıcı ve meraklı olmanın da sembolüdür.


Hayda topluluğu anaerkil bir topluluk. Kartal’lar ve Kuzgun’lar olmak üzere farklı klanları var. Kanada hükümeti uzunca bir dönem adanın kurallarına saygılı davranmadı. Klanların ailelerini temsil eden totemlerini ellerinden alarak müzelerde sergiledi. Adanın çocuklarını Kanada’daki yatılı okullara aldı. Ama Kanada’da okuyup mezun olan cocuklar okuldan sonra adaya geri dönmüyorlar, genellikle şehirlerde kalmayı yeğliyorlar. Kendi dillerini bilmiyorlar. Ada halkının dilini konuşan kişiler genellikle yaşlılar. Kanada hükümetinin politikalarına karşı birçok protesto ve gösteri yapıldı. Sonuç olarak şimdi o okulların kapandığını biliyorum. 


Adada yaşadığım en ilginç şey bir gün ormanda yürüyüşe çıktığımda hissettiğim tuhaf histi. 


Normalde o ormanda dikkat etmek gerekir çünkü ayı çıkma ihtimali vardır. Ben de yürüyüş yaparken bu korkumu bastırmak için şarkı söylemeye başladım. Sonra da şiir okumaya... Ama akıl almayacak şekilde çok iyi şiir okuyordum ve şarkı söylüyordum. O an kaydetmek istedim ama kaydetseydim, kaybolacaktı. Şuan tekrar öyle şarkı söylemek istesem mümkün değil aynı şekilde söyleyemem. Ama biliyorum ki, o sırada ağaçların arasında yürürken yalnız değildim. Ormanın ruhu oraya geldi; orada benimleydi. Bunu anlatmak benim için zor çünkü bir çok şeye şüpheci yaklaşan biriyim. Ama orada sihirli bir şey vardı. Anladım ki yeryüzünde evrensel enerjinin hissedilebildiği yerler hâlâ var.’’


‘’Kitap mı? Yayımlamadım ama bu hikayenin senin kitabında yayımlanacağını bilmek güzel.’’

© 2018 by Sinem Taş